HİKAYEM
Hayatımda kilometre taşı sayılacak dönemler pek de kolay geçmedi. Her dönem kendi sınavıyla geldi. Bazen koşullar zordu bazen de kararlar...
O sınavlara umutsuzlukla değil inançla, dirayetle ve daima iyi tarafından bakarak karşılık vermeye çalıştım. İmkânları gayretle kendim yarattım. Zamanla kendime yetmeyi, güvenmeyi, ayaklarım üstünde durmayı ve kendi gücümden beslenmeyi öğrendim.
Görüp seçerek, bazen bekleyerek, bazen de cesaret ederek yürüdüm. Sessiz, istikrarlı, kendimi bilerek... Ve şunu fark ettim ki insan kendi döngüsünde anlamlı bir yere geldiğini bir gün anlıyor. Bu yalnızca bana özgü değil her kadın içinde bu kadim gücü taşıyor.
Bu anlayışla, yıllardır kurduğum mücevher merakımın bir gün kendi işime dönüşmesi hayalini gerçekleştirmek için adım atma cesaretini buldum ve harekete geçtim. Yıllardır boynumda taşıdığım kolyem, Norn'un çıkış noktası. Norn benim için yalnızca bir marka değil kendi döngümde yine kendimce anlamlı bir yere varışımın simgesi. Küre ise bu yolculuğun formu: Dönüşen ama özünü kaybetmeyen, sade ama derin.
Norn tasarımları, Manuk Durmazgüler danışmanlığıyla mücevher ustalarının elinde gerçeğe dönüşüyor. Her bir parça, 14K beyaz ile sarı altın, pırlanta ve değerli taşlardan sipariş üzerine elde ve her biri kendine özgü üretiliyor.
Dilerim Norn benim için neyse başka kadınlar için de o olur: Üzerlerinde taşıyacakları ve onlara kendi güçlerini hatırlatacak küçük bir işaret.
Sevgili Manuk, fikri sana ilk açtığımda bana "Ben varım" demeseydin her şey çok farklı olurdu...
Sevgili Ferit, Norn'un şahane logosu ve görsel dünyası senin yetenekli ellerinin eseri. Markayı benim kadar sahiplendin, "Arkandayım" dedin, var ol...
Sevgili Tamer, Sevgili Serkan, destek ve emeklerinize paha biçilmez…
Ve manevi desteklerini, motivasyonlarını esirgemeyip benim kadar heyecanlanan kocam, kızım, ailem, dostlarım, eksik olmayın.

